Merhaba Madam Montessori

25.06.2013
Madam Montessori ve onun eğitim anlayışı ile okul öncesi eğitim öğretmeni kuzenim Sevilay sayesinde tanıştım. Allah razı olsun ondan, bu ismi ve eğitim tarzını anlattıktan sonra nerede Montessori lafını duysam ya da okusam kulaklarım tavşan kulağı gibi dikiliyor. Meğer karşıma çıkıyormuş ama ne olduğunu bilmediğim için algıda seçicilik denen olay yüzünden görüp geçiyormuşum.  Montessori metodu ile tanışmak için kolları sıvadım, okudum, araştırdım.  Maria Montessori 1870-1952 yılları arasında yaşamış İtalyan bir bilim insanı ve eğitimciymiş. Aynı zamanda İtalya'nın ilk kadın doktoruymuş. Hakkında detaylı ve ilgi çekici bilgilere buradan ve buradan ulaşabilirsiniz. Maria Montessori, çocukların ödüllerden, cezalardan, yetişkinler tarafından programlanmış eğitimden, oyuncaklardan, şekerlemelerden, öğretmen masasından, toplu derslerden hoşlanmadıklarını; özgür seçimden, hatalarını kendilerinin denetiminden, hareket etmekten, sessizlikten, sosyal ilişkilerinin kendileri tarafından kurulmasından, çevrelerinin düzenli ve temiz olmasından, özgür faaliyete dayalı bir disiplinden, kitapsız okuma ve yazmadan, alıştırmaların tekrarından hoşlandıklarını gözlemlemiş ve bunlara dayanarak bir eğitim metodu geliştirmiş.





Üniversitede diferansiyel denklemler dersimize giren sevgili hocam Prof.Dr. Cevat Kart İtalyan matematikçi Riccati'nin denklemlerini anlatırken, artık ne kadar etkileniyorsa ondan, bir anda yazmayı bırakıp bize döner, sanki yukarıdan düşmekte olan bir şeyi refleksle yakalarmış gibi bir elini hışımla yukarı kaldırır, gözlerini kısar ve o kendine has kısık ve boğuk sesiyle ve vurgulu bir ifadeyle "Toprağın bol olsun Riccati!" derdi. İşte şimdi benim içimden de Montessoti için bunu söylemek geçiyor! "Toprağın bol olsun Maria Montessori!"

Biz kuzenimin anlattığı bir oyun ile başladık Betülüm ile aktiviteler yapma serüvenine. İşte ilk aktivitemiz!

Kızıma bir yandan kaşık kullanmayı da öğretmeye yarayan bir oyun bu. Bir kasedeki küçük nesneler, biz fasulye kullandık, tatlı kaşığı ile bir bardağa dolduruluyor. Başlangıç için biraz geniş ağızlı bir bardak seçtim. Betülüm bardağa dökmeden doldurmaya başlayınca ağzı biraz daha dar bir bardak kullanacağım. Biz daha önce bu oyunun bir benzerini oynamıştık. Kasedeki kuru üzümleri pet şişeye dolduruyorduk. Onu da çok sevmişti Betül.




Bu aktivitede ve diğer aktivitelerde bir sınır olması gerektiğini ekledi kuzenim çocuğun sınırlarını bilmesi için. Öyle ki bu sınır bilme olayı ileri yaşlardaki ilişkilerde sınırını bilme olayına kadar gidiyor, onu bile etkiliyormuş. Bu aktivitedeki sınır bir tepsi. Bu halı, bir paspas da olabilirmiş. Kuzenimin eklediği bir diğer şey ise çocuk ne ile uğraşıyorsa konsantre olmuş, bir şeye dikkatini vermiş ise onu bölmemek gerektiği. Eğer sürekli bölünürse işte bu dikkat dağınıklığına yol açıyormuş ve çocuğun okul başarısını da ekleyen, masanın başında 15 dakikadan fazla kalamayan dikkati dağınık çocuklar olmalarına sebep olabiliyormuş. 

16 aylık bie çocuk annesi olarak idealist bir okul öncesi öğretmen kuzenim olduğu için kendimi çok şanslı hissediyorum. Teşekkürler Sevilay'cığım.

2 yorum:

Noni dedi ki...

Gerçekten çok şanslısın Ayşe'm! Kuzeninden öğrendiklerini lütfen buraya da yaz olur mu benim gibi annelere ışık tutmuş olursun! Bu arada Montesseri'nin önerebileceğin bir kitabı var mı canım?

Ayşe'nin Gazetesi dedi ki...

Montessori'nin aktivitelerini anlaran Türkçe bir kitap şu an yok. Kitaplar sadece Montessori metodunu ve kullanılan malzemeleri anlatıyor. Ama aktivitelerde malzemelerin tepside nerede durdukları, çocuğun onları nereden nereye hareket ettirdikleri bile önemliymiş, beynin farklı bölümlerini çalıştırması açısından. O yüzden aktiviteleri anlatan bir kitap bulmalı, belki yabancı kaynaklardan. Bulursam hemen paylaşacanım canım arkadaşım!