Betül ile Aktivitelerimiz

18 aylık kızımla ilgili belki kimisine ilginç gelebilir ama bir düşüncem, bir hissim var. Zaman zaman onunla iletişimdeyken onun büyük hali geliyor aklıma. Sanki o bizi izliyormuş gibi geliyor. İzliyor gibi geliyor demek yanlış bir ifade olur. Yani yetişkin biri olup da bugünümüzü bizi izleme fırsatı olsaydı  davranışlarımı kritik edebileceği, beni eleştirebileceği ya da hak verebileceği geliyor aklıma. Ona karşı sorumluluklarımı yerine getirmiş olmanın huzurunu yaşamak istiyorum. Onunla iletişimimde bu düşünce bana yol gösteriyor, beni güdülüyor olabilir mi diye düşünüyorum. İşte bu gibi psikolojik hallerim (Kara Kitap'taki "Göz" gibi) yüzünden belki, Orhan Pamuk'u çok seviyorum. Bilmem size kendimi anlatabildim mi ama öyle inanıyorum ki onunla paylaşabilseydim beni anlardı. Kafamızın bir yeri aynı düşünce, bakış açısına sahip gibi geliyor bana. Afedersiniz konuyu saptırdım, nereden başladım nereye geldim öyle değil mi? Özetle aklıma zaman zaman kızımın yetişkin halleri,  yetişkinliği ile karşılaştığım düşüncesi geliyor ve bu düşünce kızımla kurduğum ilişkide bir otokontrole neden oluyor mudur acaba diye  aklımdan geçmiyor değil! İşte hepsi bu!  Şimdi gelelim aktivitelerimize:
Aktivitelerimizin bir kısmını ev işleri oluşturuyor. Teyzesi yer silerken  kullandığım püsküle Betül'ün ortak olduğunu duyunca  fotoğrafta kovası gözükmüyor  ama bu yer silme setini almışlar. Ne zaman benimkini istese hemen kendi kovasını püskülünü çıkarıyorum. Çok hoşuna gidiyor. Talep ettiği zaman içine az miktarda su bile koyuyorum. Ortalık biraz batıyor o durumda ama ne yapalım o kadar olacak! Bir heves siliyor yerleri kapı arkalarına varıncaya kadar. Bu şekilde bebeklerin ne denli dikkatli gözlemciler olduğunu bir kez daha göstermiş oluyor bize kızım. "Aman ha ona göre, alıcılar her zaman kayıtta demek ki" dedirtiyor bize cimcime.


İşçi arı iş başında :)))


Birlikte mutfakta da çalışıyoruz. Mesela kurabiye hamuru yoğuruyoruz beraber!


 Ve dolma dolduruyoruz. 


Közlenmiş patlıcanın kabuklarını ayıklıyor,


Malzemeleri ekleyip kek çırpıyoruz. Bunların hepsi ona keyif verirken hem motor becerilerini geliştiriyor hem de el-göz koordinasyonu kurmasını sağlıyor. Ve de paçama yapışıp beni darlandırmasını engelleyip işi birazcık uzatsa da etraf daha kirlense de birlikte keyifli vakit geçirmemizi sağlıyor, onu çok mutlu ediyor, kendini iyi hissettiriyor çorbada tuzu olduğu için.




Bazen de masa başı aktiviteler yapıyoruz. İşte fırsat bulup fotoğraf çektiğim bazı aktiviteler:
İlki kaşık kullanmasını öğretmeye yönelik bir aktivite. Çorbasını biraz dökse de kendi içebiliyor artık Betül. Ek gıdaya geçtiğimizden beri her yemek yedirdiğimde onun eline de bir kaşık veriyordum. Kaşığın yolunun öğrenilmesinde onun da etkisi olmuş olabilir ama kaşıktakini dökmeden ağzına götürebilmesi için bu aktivitenin çok faydalı olduğunu düşünüyorum.


Marketten aldığımız köpük tabaklara kürdan batırıyoruz. 


Parfüm kutusundan yaptığım kumbaraya tavla pullarını atıyoruz.


İçi su dolu pet şişenin içine birinci sınıfların kullandıkları plastik fasulyeleri atıyoruz. Hepsini attıktan sonra kapağını kapatıp şişeyi sallamaktan çok hoşlanıyor. Fanus içinde kar ve kardan adam olan  yılbaşı süslerine benziyor hareket ettirdikçe.






Köpük topun üzerine bayraklı kürdanları batırıyoruz.


Portakal sıkacağının deliklerinden sayı çubuklarını atıyoruz. Bunu daha sonra biraz daha zorlaştırıp delikleri kürdandan biraz daha büyük olan tuzlukta da tekrar ettik.



İçi su dolu bir kabın içine attığımız plastik kapakları küçük bir süzgeç yardımı ile toplayıp diğer kaba aktarıyoruz.


Oyun hamurundan köfteler,



Ve pastel boya ile boyama yapıyoruz.


Kum ile oynamak eğlendirmenin yanında hem farklı dokularla tanışmasına hem de motor becerileri ile el göz koordinasyonu kurmasına fayda sağlıyor.


Bazen de evcilik oynuyoruz.







+18 ay için yapılmış olan iki parçalı bebek yapbozlarını e-bebekten aldık. Yapbozlar için iyi bir başlangıç.


Hamileyken okuduğum kitaplar bebekleri, çocukları farklı şeyler görebileceği yerlere götürmeyi öğütlüyordu hep. Bu bir market, kitapçı, mağaza ya da bir züccaciyeci bile olabilir diyordu bebekler için. Ben de bunu hiç kulak ardı etmedim. Sadece görsel değil, farklı sesler, tınılar dinletmeye,  farklı dokuları eline, ayaklarına sürterek onları fark etmesine çalıştım. Parmağıma tarçın, sarımsak gibi farklı kokular sürüp farklı kokuları uyaran olarak vermeye çalıştım. Ne kadar uyaran o kadar farkındalık diyordu kitaplar çünkü.


Zaman zaman da televizyonu açıp Mezzo Tv izliyoruz. Kızımı tiyatroya, baleye götürmeyi o kadar çok istiyorum ki bunu gerçekleştirmeden önce evde bu kanalı seyrederek hazırlık yapıyoruz. Bir parça bitip diğeri başlayınca bunu fark edip alkışlıyor Betül ve balerin ablalarını seyrederken o da bir ayağını kaldırıp onları taklit ediyor. Sanırım bu sezon Devlet Opera ve Balesinin çocuk temsili Fındıkkıran ile tanışabiliriz. En azından bir denemek istiyorum bakalım ne kadar dayanacak!


En sevdiği şeylerden biri Betül'ün atlıkarıncaya ve trene binmek. Görür görmez başlıyor parmakla bu bu diye göstermeye :) 


Dışarıda işimiz olmadığı zamanlarda sitede yürüyüşe çıkıyoruz, parka, markete uğruyoruz. 


Bu oyuncak puset çok işimize yarıyor bu gibi durumlarda. Yürüyüş yapmayı keyifli hale getirdiği gibi markette de aldığı şeyleri içine dolduruyor (Ne mi alıyor? Muhakkak bir ayran, bir iki tane meyve gerisi biraz rastgele oluyor ). Bazen markette çok dağılıyor, toplamak zorlaşıyor. İşte o zamanlarda Betül de puseti de market arabasının içine giriyor. Bu arada bu oyuncak puset her zaman arabada duruyor. Sürmeyi çok sevdiği için cankurtaran gibi oluyor açık hava bir yere gittiğimiz zaman. Bir de uyku zamanı dışındaki zamanlarda kendi pusetini almayı tercih etmiyorum yorulmadan yürümeye alışsın diye. 


 Ana kız gezenti farklı şeyler görebileceğimiz yerlere gitmekten çok hoşlanıyoruz.  Müze, sergi, açık hava, kapalı ortam fark etmiyor.

Aqua Florya Akvaryum-Yağmur Ormanları

 Mağaza gezmek artık çok zor oluyor peşinde koşmak gerektiği için ama pes etmek yok, alışveriş defterini kapatmak olur öylesi :)))


Bu arada bir de kitap okumalarımız, incelemelerimiz var, onu da başka bir yazının konusu yapalım. 


Umarım yaptığımız tüm aktiviteler matematiğin insana dokunan faydası gibi onun başkalarına göre değil kendine göre, fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak gelişimine fayda sağlar. 


Ve son olarak çocuklarımız için her şeyden önce sağlık diyor, kaybetmeden önce bunun insanlara verilmiş ne büyük bir lütuf olduğunu fark edip buna hep şükürcü olmamızı diliyorum. Allah kimseyi çocukları ile sınamasın ve günahlarımızın vebalini çocuklarımıza yüklemesin. Amin!

Bu konu ile ilgili diğer yazılar:

0 yorum: