Çocuklarda Retinoblastoma


1-5 yaş arası çocuklarda en çok görülen kanser türü olan retinoblastoma kendini şaşılık ve gözde parlama ile gösteriyor. Bu hastalığın daha öncelikli habercisi ise flaşla çekilen fotoğraflarda gözde görülen beyaz parlama. Çocuğunuzun gözünde eğer beyaz parlama varsa bu kesin olarak onun retinoblastoma hastası olduğunu göstermiyor. Hemen endişe etmek yerine çocuğu bir göz onkoloğuna götürmek gerekiyor. Bu hastalığı çocuk doktorları da genel muayenede gözde kırmızı röfle kontrolü ile yakalayabiliyor. Ama bu ancak çok iyi, idealist doktorlar tarafından fark edilebiliyor. Göz doktorları bile klasik göz muayenesinde tümörlü çocukları fark edemeyip "Çocuklarda şaşılık normal bir şeydir, 6 ay sonra tekrar kontrole gelin" diye yollayabildiklerine göre bunu çocuk doktorlarından beklemek biraz zor bir iş. Eğer şüpheniz varsa ve devam ediyor ise klasik göz muayenesi ile yetinmeyin. Genel anestezi altında yapılan muayenede hastalığın kesin teşhisi konuluyor. Bu hastalıkta diğer hastalıklar gibi iki üç doktora götürelim gösterelim, fikir alalım demek zor. Çünkü muayene genel anestezi altında yapıldığından çocuğun öyle üst üste anestezi alması, göz ile o kadar oynanması uygun değil. Eğer çocuğun gözünde tümör olduğu kesinleşmiş ise iyi düşünüp araştırıp kısa sürede doktor/hastane seçmek gerekiyor. Kaybedecek vakit olmadığı için kapı kapı dolaşmak hem kıymetli olan zamanı kaybettiriyor, hem de kafa karıştırıyor. Biri İstanbul'da diğer ikisi Ankara'da olmak üzere Türkiye'de bu konuda isim yapmış işin uzmanı deneyimli üç isim var. Ne kadar araştırırsanız araştırın yollar bu üç isimde birleşiyor. Bu doktorlar arasında seçim yaparken düşünülmesi gereken şey ise uzun tedavi ve yıllar sürecek kontrol sürecinde İstanbul'a mı Ankara'ya mı daha  kolay ulaşılabileceğine karar vermek. Bu bir kere gidip bir operasyonla bitecek bir hastalık olmadığı için iyi düşünülüp öyle karar verilmeli. Yoksa bu üç doktor uyguladığı tedavi yöntemleri ve deneyim açısından farklılık göstermiyorlar. Hepsinin amacı aynı. İlk amaç canı kurtarmak, ikincisi gözü, üçüncüsü ise görme yeteneğini. Gözü almak en ama en son düşünülen yöntem. Süreç şu şekilde işliyor:
Öncelikle ekibin lideri teşhis ve tedavi yöntemine karar veren bir göz onkoloğu var. Muayeneden sonra doktor tümörün büyüklüğünü, yerini göz önünde bulundurarak uygun tedavi yöntemini belirleyip sizi çocuk onkoloğuna yönlendiriyor. Çocuk onkoloğu ilacın dozuna karar veriyor ve çocuğun genel sağlık takibini yapıyor. Sonra eğer  intraarteriyel  kemoterapi tedavi olarak uygun görülmüş ise göz onkoloğunun yönlendirdiğiı nöroradyoloji uzmanına gidiliyor ve tedavinin yapılacağı gün belirleniliyor. İntraarteriyel kemoterapi (kasıktan girilip şah damarından geçilerek ilacın direk gözün içine verildiği ve ilacın orada kapalı alanda bomba etkisi yaratıp tümörü yok etmesinin hedeflendiği bir tedavi yöntemi) ile ilaç bütün vücudu dolaşmak yerine sadece ilgili yere gidiyor. Bu şekilde ilaç klasik kemoterapiye göre 40 kat daha etkili oluyor. Ayrıca saç dökülmesi gibi diğer yan etkiler de görülmüyor. 
 İstanbul'da bu hastalıkla anılan ilk isim İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Samuray Tuncer.(Prof. Dr. Halil Pazarlı da konuşulan bir isim ama bu kişi emekli olduğu ve son teknolojilerin uygulayıcısı olmadığı için tavsiye edilmiyor.) Samuray Tuncer gerek mesleki gerek insani açıdan da örnek biri.  Ekibi de öyle ve oldukça deneyimli. Çocuk onkoloğu,  Prof. Dr. Rejin Kebudi. Rejin Kebudi, Çapa'da derslere devam ederken hastalara Amerikan Hastanesinde bakıyor, çocuğun genel muayenesini yapıp ilacın dozuna karar veriyor. Ekibin son halkası ise eğer intraarteriyel  kemoterapi tedavi olarak uygun görülmüş ise onun uygulayısı olan Çapa'da Radyodiagnostik Anabilimdalı Başkanı Prof.Dr. Serra Sencer. Serra Sencer hanım Çapa'da sadece derslere giriyor ve uygulamayı Liv Hospital'da yapıyor. İnsana yavrusunun emin ellerde olduğunu hissettirip huzur ve güven veren bir ekip bu. Diğer ekipler ise Ankara'da. Biri Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi olan göz onkoloğu  Prof. Dr. Hayyam Kıratlı, diğeri ise Ankara Üniversitesi öğretim üyesi göz onkoloğu Prof. Ahmet Kaan Gündüz. Bu kişilerin iletişim bilgileri internette mevcut. Hastanelerinden de ulaşılabiliyor. Ama dikkat edilmesi gereken şey üniversite hastanelerinde anestezili muayene haftada sadece bir gün yapıldığı için vakit kaybetmemek. Eğer düşünüp dururken o günü geçirmişseniz bir hafta daha beklemek zorunda kalabilirsiniz. 
Allah kimseyi çocuğu ile sınamasın ve günahlarımızın vebalini çocuklarımıza yüklemesin. Sağlığı kaybetmeden şükrünü bilmenin farkındalığını ve mutluluğunu yaşatsın! Allah bize hayatta neye üzülmemiz gerektiğini acı tecrübelerle göstermesin! Aminnn!!!

4 yorum:

Noni dedi ki...

Amin canım amin... Allah tüm bebekleri korusun, tüm kötülükler hastalıklar onlardan uzak olsun!

Ayşe'nin Gazetesi dedi ki...

Canım aminnn! Tüm melekleri...

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Ankara Numune Hastanesi'nde de artık Retinoblastom takip ve tedavisi Prof. Dr. Murat TUNÇ tarafından yürütülüyor. Prof. Dr. Murat TUNÇ University of California San Francisco'da Oküler Onkoloji (Göz tümörleri) alanında eğitim görmüş ve Prof. Devron CHAR ile çalışmış.
Bu bilgiyi paylaşmak istedim,
Selamlar,
Ayşe Önem

Ayşe'nin Gazetesi dedi ki...

Bilgi için çok teşekkürler Ayşe Hanım, sevgiler