Moskova'da Güzel Bir Sonbahar Günü


adem günlerden pazar, süper ikili coşar
hhh  ne güzel bir sonbahar, dayanamaz parka koşar
anki biz rüyadayız, yapraklar dünyasındayız 
uş gibi uçacağız, daldan dala konacağız
lur mu hiç gelmemek, bu yaprağı görmemek 
akit işte geçiyor, kış kapıda bekliyor
yşe der  sen kaçırma, sonra dizine vurma

Sonbahar manzaraları o kadar etkileyici ki insanın şiir yazası geliyor. Benim ki biraz Şair Temel şiiri oldu ama olsun değil mi? Şiir şiirdir. Ben de yetenek yoksa manzaranın suçu ne! 
Bana bu kadar ilham veren bu geziye göz atmak isterseniz "Haydi durma tıkla, devamını okumadan kaçma!" derim ben şahsen :)))


Gezi rotamızı yine The Moscow News'te yazan Phoebe Taplin'in hafta sonu yürüyüşleri yazısından alıyoruz. Başlangıç noktamız evimize çok yakın bir noktadan, turuncu hattın kuzeyinde bulunan Botaniçeskiy Sad (Ботани́ческий сад)'dan başlıyor. Daha önce buradan deneme yanılma yoluyla bulduğumuz VDNH'nın arka girişini, bu sefer Phoebe'nin tarifiyle buluyoruz. Merkezden geldiğimizi düşünürsek trenin arka tarafından çıkıp, sağa dönüyoruz. Vilgelma Pika Ulitsa(ул. Вильгельма Пика)'yı geçip  aşağıda resimde gördüğünüz girişten ormanlık yolda patika boyunca ilerliyoruz. Yol çatallanınca  sağa dönüyor ve Yauza Nehri'ni geçiyoruz.Yanımızda I-Phone Harita olmasının avantajıyla Selskokhozyai-Stvennaya Ulitsa (ул. Сельскохозяйственная)'ya ulaşana kadar yürüyoruz.



Böylece VDNH topraklarına ulaşacağımız giriş kapısına varıyoruz. Buradan giriş yayalar için ücretsiz.



Parkta ilerleyince avcılıkla ilgili heykellere rastlıyoruz. Heykelleri geçip hemen sağa dönünce saklı kalmış göle ulaşıyoruz. 





Gölü geçip devam edince  Stalin döneminde fuar merkezi olan VDNH'daki çok sayıda pavilyondan birine, 1939'da inşa edilen Tavşan Yetiştirmeciliği ve Kürkçülük Pavilyonu'na varıyoruz. Ne yazık ki biraz ihmal edilmiş durumda ve bakımsızlar.



Mevsim sonbahar olunca her taraf sararmış yapraklarla dolu oluyor ve Moskovalılara da bunları toplamaktan başka yapacak bir şey kalmıyor. Bir kısmı bunları taç yapıp başlarına takarken elinde taşıyan diğerlerinin ne yapacağını ben de çok merak ediyorum.


Pavilyonu geçip sola dönünce gölde karşıdan gördüğümüz modern şatoya varıyoruz. 


Yolu devam edince karşımıza çıkan yapı ise 1950'lerde yapılan Balıkçılık Pavilyonu. 





Sola dönüp gölün üzerinden geçiyor biraz ilerleyince de üzerinde koca bir boğa heykelinin olduğu gösterişli Et Pavilyonu'nu görüyoruz. 



Ve ne işe yarıyordu bilmiyorum ama Kozmos Pavilyon!


Ağaçların gövdeleri ne ilginç değil mi!


Ve ağaç kovuğunda bir mantar...


Bakın üst resimdeki kubbeli Kozmos Pavilyonu hemen arkada. 


Çocuklar için ilgi çekici bir park!


Parkı geçip adının ne olduğunu bilmediğim başka bir açık pavilyon görüyor ve girip bir bakıyoruz.




Yolun sonundan güzel sonbahar manzaraları içinde sağa dönüyoruz. Buradan sonrası keşif oluyor bizim için. Arayıp tarayıp, sorup soruşturup nihayet şu aşağıdaki Arabik stilde yapılmış olan Glavtabak Pavilyonu'na ulaşıyoruz.





Bu renkli Arap stilindeki Glavtabak Pavilyon (Tütün Pavilyonu) 1954'de inşa edilmiş. Phoebe'nin dediğine göre bu yapının arkasındaki bulunan yaz kafelerinden birinde (botanik bahçesinin kapısına yakın olanında) kömür ateşinde Türk kahvesi yapılıyormuş.


Bu  farklı stildeki renkli yapıyı gördükten sonra geri dönüyor, sağ tarafta kalan yıkıntı halindeki bir taş kapıdan içeri giriyoruz. Sağa dönüp asfalt yolu takip edince etrafı çevrilmiş dalları yere neredeyse paralel bu güzel ağaçla karşılaşıyoruz.



Bunlar tam benlik :)))


Ve o bodur ağaçları geçince başlıyor ilham perileri etrafımda uçuşmaya. Yol öyle güzel bir yol ki! Yer gök yaprak neredeyse ve yaprakların rengi süper. Bizimki tesadüf oluyor ama buraya gelmek için bundan daha güzel zaman olamaz sanırım. Keşke daha güzel resimler çekebilseydim de ortamın büyüleyiciliğini size yansıtabilseydim. Sarı ve daha çok turuncunun hakim olduğu bu muhteşem sonbahar manzaralarının arasında kendimi kaybetmiş, öyle dalmışım ki makinenin ayarının kaymış olduğunu bile fark etmemişim. 






Bizim romantik klipler geliyor aklıma bu yaprakların arasında. Tam onlara göre bir yer aslında!




Kedicik de benim gibi etkilenmiş ve manzaranın tadını çıkarıyor. Ayrıca bu da nasıl bir fotoğraf olmuş böyle !





Sararmış, kızarmış yaprakların arasındaki uzun yürüyüşümüzü mest olmuş bir şekilde geride bırakıyor, Vladykhino Metroya doğru yollanıp gezimizi bitiriyoruz.



4 yorum:

Adsız dedi ki...

ben tam bir doga aşıgıyım çok güzel kareler yakalamışsınız

Ayşe'nin Gazetesi dedi ki...

Çok teşekkür ederim :)

Adsız dedi ki...

merhabalar ismim volkan burada inşaatsektöründe çalışmaktayım moskovaya yeni geldım moskova merkezde taganskaya yakınlarında balık tutabıleceğimiz bır yer varmı acaba..tşk ederim hoşçakalınn..

Ayşe'nin Gazetesi dedi ki...

Volkan Bey Merhaba, balık tutulacak yerler ile ilgili net bir bilgim yok. Bu nedenle Moskova hakkında gezi kitapları olan ve the Moscow News'te gezi yazıları yazan arkadaşım Phoebe Taplin'den yardım istedim bu konuda. Balık tutma ile ilgili bildiği yer VDNH'nın arka tarafında Botaniçski Sad tarafındaymış. Onu gördüğümü hatırlıyorum. Etrafı çevrili özel bir alandı sanıyorum. Ücret karşılığı girilip balık tutuluyor galiba. Phoebe bu konu hakkında bilgiler içeren bir link gönderdi. Onu paylaşayım isterseniz. Umarım işinize yarar. http://themoscownews.com/local/20110617/188764786.html