Çocuklara Matematik Nasıl Sevdirilir?


Üniversitede matematik okudum. Çatlak biraz galiba dediğimiz matematik profesörleri bize şimdi düşünüp de ah ah diye hayranlık duyduğum halleri ile matematiği anlatmaya çalışırlardı.Matematik bir sanattır derdi biri, diğeri de bir şiir. Bir profesör hocamız bir arkadaşımıza soru sorup cevap alamayınca "Sen hiç şiir okudun mu? Okusaydın bu soruyu cevaplayabilirdin." demişti de en çatlağı o gibi gelmişti. Bir diğeri tahtaya bir teorem, bir eşitlik, ifade yazdıktan sonra tahtanın karşısına geçer, gözlerini kısar, elini çenesine koyup öylece bakar ve nasıl etkilenirdi yazdıklarından. Biz de tiyatro izler gibi izlerdik hocamızı. Sonra birden bir elini yukarı kaldırıp yüksek perdeden bir sesle içten bir dua ederdi, "Toprağın bol olsun Riccati!" diye mesela.


Hocalarımızın bu kadar etkilendiği matematik bilimi nasıl oluyor da öğrenciler tarafından bu kadar sevilemiyor, ona karşı oluşturulan direnç kırılamıyor?



Nereden başlasam acaba?

Devamını okuyun...>>

Kitap Kolik

Kitap okutmayı ve kitap incelemeyi çok seven 5 yaşına girmek üzere olan bir kız çocuğunun annesi olarak yazıyorum bu mesajı. 
Kızıma kitap sevgisini kazandırmış olabileceğini düşündüğüm yaklaşımımı paylaşmak istedim. 
Kitap fuarı 12 Kasım'da başlıyor bu yıl ve ben çekçekli bavulumu alıp fuara gitmek için heyecan duyuyor, gün sayıyorum. Kızım da aynı heyecanı paylaşıyor benimle ona getireceğim bir çekçekli bavul dolusu kitaba kavuşmak için. Emin olun bavulun içinde 2-3 kitap benim için oluyor sadece, diğerleri kızımın.  
Bence çocuğun kitabı sevmesi için çocuğun ebeveynini kitap okurken görmesinden çok onun kitap için ne kadar heyecanlandığını görmesi çok daha önemli. Bir şey için heyecanlanmak merak uyandırmanın ilk ve en basit yolu bana göre. 

Devamını okuyun...>>

Çocuklarda Yeme Problemi



Yemek yeme genellikle çocuğun bir problemi gibi ifade edilir çoğunlukla ama gözlemlerim bu konuda çocuğun fatura çıkarılması gereken son kişi olduğu yönünde.
Yemek yeme bir keyif işi olmalıdır her şeyden önce. Keyifli olması için birkaç argüman var tabi. Bunların biri yemeğin lezzetli olması gerektiği. Demek istediğim o küçük diye, baharatı ya da bunun gibi tat veren şeyleri eksik katıp yemeğin çekiciliğini azaltmamak gerekir. Çocuğa sunulan şeylerin tatsız tuzsuz çocuk yemeği olması bana göre yapılan önemli yanlışlardan biri . 

Kızıma hamileyken ne kadar çok duyusu çalışırsa farkındalığı o kadar yüksek olur diye okumuştum. Bu nedenle belki 3 ayından sonra ona koku duyusu gelişsin diye sürekli farklı kokular koklattım, adana kebaptan tarçına, kimyondan nefis kokan bir tatlıya kadar bir çok şey. Beslenmesinde de öyle davrandım. Tat alma duyusunu geliştirmek ve zevkli bir damak tadı olmasına yönelik biz ne yiyorsak ona da onu sundum bir yaşından sonra. Sarımsağı, soğanı hiç eksiltmedim mesela.




Devamını okuyun...>>

Şaşkın Küçük Ayşe


Mini mini bir çocuk iken efendime söyleyeyim nereye baktığımızı gözlerimizin belli ettiğini bilmiyordum, kafam nereye dönükse karşımdaki kişinin o tarafa baktığımı düşüneceğini düşünürdüm. İşte bu kendini 'cingöz' bulma durumuyla ilkokul 1. sınıfta canım sıkılınca akıllı uslu gözükeceğim ya kafamı öğretmene çevirip gözlerimi sınıfın her tarafında fıldır fıldır döndürürdüm. Yıllar sonra bile nasıl hoş bir hanımefendiydi diye hatırladığım sevgili öğretmenim fark edip de "Ayşe nereye bakıyorsun?" diye sorduğunda hayretler içinde kalırdım nasıl anlıyor yahu diye☺️ Nasıl anladığını birkaç yıl sonra şaşkınlıkla ağzımı açarak fark ettiğimi o kadar net hatırlıyorum ki o şaşkınlık hep yüzümde tebessüm bırakıyor. 😊
Ne güzel bir dönem şu çocukluk! Bıraksak da çocuklarımız doyasıya tadını çıkarsa...


Devamını okuyun...>>

Gülümsemenin Gücü

"Gülümsemek genellikle en temel şeydir. İnsan bir gülümseme ile emeğinin karşılığını alır, bir gülümseme ile ödüllendirilir, bir gülümseme ile can bulur. "
O la la! Gülümsemenin gücünü ne güzel anlatmış Sevgili Antoine'm! Her durumda her koşulda gülümsemeliymiş insan. Acıya rağmen tebessüm edebilmekmiş olgunluk, Değerli Pedagog Adem Güneş de böyle söylüyor.
Annem çok sıkıntılı olduğu zamanlarda onun bu sözünü uygulatıyorum ona. Başta biraz uğraştırdı beni ama hadi anne bir gülümse bak nasıl işe yarayacak göreceksin diye diye ikna edip de gülümsettiğimde ardından bir de kahkaha gelmişti. İşe yaradığını görüp en azından kısa süreli rahatlamanın bir yolunu bulup sen benim psikoloğumsun diye de övgülere nasip etmişti. Canınız mı sıkkın hadi gülümseyin, emin olun işe yarayacak! Dedim ya en azından bir süre için. Nereden mi biliyorum, tabi ki kendimden ... Ve bu arada 'bir gülümseme ile can bulmak', çok şükür ki bunu anlayabiliyorum


Devamını okuyun...>>

Kazın Ayağı


Birkaç gün önce matmazelimin sabah giyinmelerinden yakınıp kendimi özellikle bu konuda mercek altına almam gerektiğini düşünüp burada da paylaşmıştım. Konunun takipçisi olup ipuçlarını görmek için antenleri açınca bir ihtimal hayli yükseklerden göz kırptı bana! Anladım ki kazın ayağı öyle değilmiş, matmazelim kıyafeti giyse okula gidecek o yüzden bunu geciktirmenin bir yolu olarak bir türlü giyinmemeyi ve mızmızlık yapmayı bulmuş. İlk kez okula başladığı dönemde özellikle uzun tuttuğum sabah oynamaları okula iyice alışınca biraz kısaldı. Anladım ki matmazelim sabah bana doyamadığı için okula gitmek istemiyor. Şimdiye kadar tercihim önce giyinmesi, sonra oyun yönündeydi, tabi teşviklerim de dolayısıyla. Sabah planını komple değiştirdim.


Devamını okuyun...>>

Mutluluk



Mutluluk küçük şeylerden zevk almaktır ama acaba mutluluk en gerekli şey midir hayatta? Küçük bir şeyden mutlu olursun, sallanmaktan mesela! Binersin salıncağa deli gibi sallanırsın keyifle, mutluluğu hissedersin. İndikten bir süre sonra daha sürer etkisi. Ya sonra? Huzurun yoksa içini sıkıştıran şey gelir yine paçalarına yapışır gerekçeleriyle beraber. 
Sanal alemde ya da evinden dışarıda gördüğün, hayatın tadını çıkarıyorlarmış gibi görünen kişilerin nedense kalan diğer saatleri de öyle gibi gelir insana, hayat onlara güzel gibidir sanki! Belki de gözlemciler için isyan, mutsuzluk nedenidir bu. Aslında çoğunlukla gerçek hiç de öyle değildir! O tuzağa hiç düşmemelidir insan!







Devamını okuyun...>>

Evlilik


"Büyükler sayılara bayılır. Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. 'Kaç yaşında?' derler, 'Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?' Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar. " 

Küçük Prens'ten aldığım bu bölüm size ne düşündürttü? 

Bana insanların eş seçerken yaptığı hatayı gösterdi diyebilirim. Düşünsenize birinin evleneceğini duysanız soracağımız sorular ne olurdu?  Muhtemelen ikinci gruptakiler! 

Devamını okuyun...>>

Çikolatam


Az önce okuduğum pedagog Adem Güneş'in yine dokunaklı, alıcı, akıcı anlatımıyla kaleme aldığı bu çocukluk hikayesi, gözümün önüne onun küçüklük halini buruk bir gülümseme getirse de zamanımızda bolca engellenen, duyulmayan, olumsuz hisler yüklenen çocukları hatırlatıp hüzünlendirdi beni daha çok! 
Bebek beklerken ve sonrasında her duada Allah'tan yavrumun vatana, millete, ailesine, kendine hayırlı, faydalı bir evlat olması için gereken sevgi, bilgi, farkındalık, anlayış, sabır, olgunluk, her ne gerekiyorsa bize, karakteri de ona vermesini istiyordum ve istiyorum hala! Sadece benim için değil, cümle alemin evladı için! O kadar masum ve iyiler ki onların dünyalarına giremeyip bize küçük küçük şeylermiş gibi görünen ama onların dünyalarında koca koca olan şeyler için Allah hepimizi uyandırsın! 


Çocuk çocukluğunu, eş eşliğini, anne anneliğini, baba babalığını, yaşlı yaşlılığını yaşasa doyasıya engellenmeden, kırılıp dökülmeden!
Günler birer birer gidiyor ne olur farkına varsak da yaşasak ve yaşatsak doyasıya hisleri...
Bu arada minik mankenim matmazelimin fark ettiğimde çok geç olan benmari kabında çikolatayla tanışmasını anımsattı bu hikaye bana!
İşte Pedagog Adem Güneş'in anlatımı ile o özel hatırası ve ebeveynlere önemli notu!

Devamını okuyun...>>

Bayburt Sokaklarında



Gezi Tarihi: Eylül 2015
Geçen sene bayramda birkaç günlük ev misafirliği için gittiğim Bayburt'ta kısa ama keyifli birkaç saatimiz oldu matmazelim ile bu küçük şehri gezmek için. Şimdi fotoğraflara bakınca içten içe daha fazla gönlümce gezemediğimi görüp hayıflandığımı söylemeden edemeyeceğim doğrusu.  Erzurumlu olduğum için kültür olarak tanıdık bir şehirde yaptığım kısa ama keyifli turumuza başlayalım mı? Bu arada anladım ki gezi yazılarımı bundan sonra şehrin havası daha üzerimdeyken yazmalıyım. Uzun süre sonra hatırda kalanlarla bu iş gerçekten zor!



Devamını okuyun...>>

Ağva'da Bir Parça Huzur


Yaşlanıyor muyum ne! Toprağa, yeşile bir başka düşkün oldum son dönemde. Ne olur bir sap ağacım olsa da altında otursam diyorum kendi kendime. Gözüm hep yeşili görse, ayağımın altındaki yumuşak toprağı hissetsem, doğanın kokusunu içime çeksem... İşte bu yüzden her fırsatta doğaya kaçasım var. İşin doğrusu bir varış noktası olmasa dahi ormanlık yollardan arabayla gitmek bile güzel, o bile iyi geliyor insana. Bu nedenledir ki ruhumuzu doyurmak için bu pazar da yeşil ile Ağva'da buluşuyoruz. 
Ağva, Latince'de iki dere arasına kurulmuş köy ve su anlamına geliyormuş ve tarihi M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanıyormuş. Romalılara ait kilise kalıntıları, kale kalıntıları, dağ değirmeni o günlerden bu günlere varolabilmiş. Bir de mağara varmış, Gürlek Mağarası. Rivayete göre Bizans askerlerinin hristiyanlığın yayılma döneminde yakaladıkları misyonerleri hapsettikleri bir mağara olarak kullanılmış. Mağarada bulunan insan kemikleri bu teoriyi destekliyormuş.
Bütün bunları umarım bir sonraki sefer keşfetme şansımız olur. Göksü ve Yeşilçay nehirleri arasında kurulu bu kasabadan biz bu sefer sadece bir parça huzur, dinginlik almaya geldik!


Devamını okuyun...>>

Çocuklarla Ramazan Heyecanı (Ramazan ve Çocuk)

  Geçenlerde Amerikalı bir arkadaşımdan bir mail aldım. Okudum, sevineyim mi ağlayayım mı bilemedim. Hristiyan arkadaşımdan gelen mailde çocuklara ramazanı nasıl sevdirileceğine, evde nasıl bir ramazan heyecanı yaşatilabileceğine dair ipuçların olduğu bir internet sayfasına ait bir link yer alıyordu (Linki yazının sonuna ekleyeceğim.). Oturdum ve düşündüm... Ramazan geliyor, orucu şunun için tutarız gibi açıklamaların, söylemlerden öte ne yapıyorum, millet olarak ne yapıyoruz diye. Portakal Ağacı sitesinin sahibi sevgili Hatice Hanım dışında doğrusu ne duymuşluğum ne de görmüşlüğüm var. Aklıma Moskova günlerim geldi. Kış kermesinde Noel ile ilgili çocuklar için yapılmış ne çok şey vardı! Oturup sızlanmak yerine kolları sıvamalı dedim ve evde ramazanın gelişinin, hoş gelişinin önemini vurgulamak, ramazan anıları biriktirmek için aşağıda göreceğiniz "Hoşgeldin Ramazan" yazılarını hazırladım.

Devamını okuyun...>>

Harika Park'da Harika Bir Pazar Günü



Oh be şükür kavuşturana! Ne güzelmiş yeniden blog yazısı yazmak. Çok özlemişim. Yarın romana da başlıyorum yeniden. Yaşasın yazmak!

Bir haberde okumuştum aylar önce. Derindere'deki Harika Park'tan övgü ile bahsediliyordu. Aklımın bir köşesindeydi hep. Buluşmak bu güzel pazar gününe kısmet oldu. Bisikleti, scooter ı atıp bagaja, Anadolu yakasındaki evimizden çıkıp 40 dakika'da vardık parka. Nerede Moskova günlerindeki gibi google map'tan haritasını kağıda çizip ya da baskı alıp yola çıktığım günler. Artık keşfetmek çok kolay. Yaz navigasyona Rıhtım Caddesi, Derince hoooop Harika Park'tasın!

Devamını okuyun...>>

Bir Haftada Moskova!

Öğretmenler Günü Hediyesi

Öğretmenler gününde öğretmene ne hediye alınacağı hep düşünülür. Kimi öğretmen maddi değeri olan bir şey kabul etmez, ondan zorlaşır hediye seçimi; kiminin neyi seveceğinden emin olamayız. Bu posterler ve anı çerçeveleri öğretmenlerimiz tarafından eminim çok sevilecekler. Hem de fotoğraflarınıza ve albümlerinize renk katacaklar. Siz de bu çerçevelerden edinmek isterseniz Bir Kutlamam Var'ın internet sayfasında ya da Facebook ve Insatagram sayfalarından daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Bir Kutlamam Var'da ürünler güncelleniyor, çeşitlilik artıyor. Sık sık ziyaret etmeyi unutmayın! 

Diğer çeşitler için aşağıdaki linke tık tık!
http://www.birkutlamamvar.com/ogretmenlergunu.html




www.birkutlamamvar.com  /birkutlamamvar/birkutlamamvar


Devamını okuyun...>>

En Güzel Bayram!!!







Bayram sabahlarında heyecandan gözlerim dolar, boğazım düğümlenirdi. Canım annem bana bu heyecanı ne güzel, ne başarılı bir şekilde aşılamış, muhtemelen fark etmeden! Keşke ben de onun yaptığının onda birini yapabilsem!!! Haydi bu bayramı bizim için de çocuklarımız için de unutulmaz yapmaya, bayramı tadında yaşamaya çalışalım;  en azından deneyelim. Çocuklarımız bayramı fark etsinler, idrak etsinler. Annelerimizin bize cömertçe sunduğunu biz de elimizden geldiğince sunalım.





Devamını okuyun...>>

İstanbul for Kids ve Souq Karaköy!

İstanbul for Kids şehirdeki bir çok ücretli ve ücretsiz etkinlikten haberdar olabileceğiniz çok etkin bir site. Genellikle çocuklara yönetik aktivite duyuruları olsa da yetişkinler için de ilginç etkinlikleri duyuruyor. Bunlardan biri de Soaq Karaköy! Soaq Arapça'da açık hava pazarı anlamına geliyormuş ama bizim pazar eskiden külah fabrikası olarak kullanılan bir binada(otoparkında da yapıldığı oluyormuş). Bina restore edildikten sonra alternatif eğlence ve sanat mekanı olarak hizmet vermeye başlamış. Vintage eşyalar, ikinci el kıyafetler, takılar, kırtasiyeler, vintage mobilya ve aksesuarların satıldığını duymak kulağa hoş geldi ve harekette sadece cepte değil zihinde de bereket vardır diye ailecek kalktık gittik. Her ay değişen içeriği ve katılımcıları oluyormuş. İlgilenenler için web adresi www.souqkarakoy.com


Devamını okuyun...>>

Akbank Sanat, Dans-Müzik-Oyun ve Beyoğlu


Akbank Sanat'a öncelikle ve kesinlikle çok çok çok teşekkürler. Benim de son birkaç aydır farkında olduğum büyükler ve küçükler için o kadar özel atölyeleri var ki ve o kadar uygun fiyatlı ki! Kızım küçük olduğundan biraz daha sabretmem gerekiyor ne yazık ki. 23 Nisan'a özel üç gün yapılan Dans-Müzik-Oyun atölyesi 3 yaşından büyük çocuklar içindi ama kızımın dansı çok sevmesine ve genel olarak uyum problemi yaşamamasına güvenerek aldım kızımı gittim. Çocuklar iki dans eğitmeni ile ritmin ve bedenlerinin farkına varmaya çalıştılar. Bu arada ben çocuklar öyle müzikle kıvıracaklar sandığımdan kızıma güzel etekli bir kıyafet giydirmiştim. Allah'tan ben pantolon giymişim. Kızımın eteğini çıkarıp durumu kurtardık ve beraberce kaplan gibi yürüyüp, kurbağa gibi zıpladık, at gibi koşturduk. Çok net söyleyebilirim ki bu atölyeye sadece kızım için gitmemişim ve kondisyonumun geliştirilmeye ihtiyacı varmış :)

Devamını okuyun...>>

Sürpriz Torbası

Kaktüs Yayınları'ndan yayınlanan "Çocuğunuz ve Sizin İçin Montessori Etkinlikleri" kitabından duyuları geliştirmeye yönelik bugünkü faaliyetimiz. Betül dokunma duyusu ile nesneleri tanımaya çalışacak. Bunun için sevdiği 5 obje seçtim. Kitapta tavsiye edildiği üzere ona bu nesneleri gösterdim ve ağzı büzgülü sırt çantasına attım. Çantanın içine elini sokup ne olduğunu anlamaya çalıştı. Çıkardığında doğru tahmin ettiğini görünce çok mutlu oldu. Hem çok keyifli ve faydalı bir aktivite oldu. İlerleyen zamanda daha zor objelerle çalışmayı tekrarlamak niyetindeyim.



Devamını okuyun...>>

Üç Güne Üç Yer: Yuvacık, Mudurnu, Göynük!





Ne güzel bir bayram tatili oldu bu böyle! Üç günde üç yer gezdik! Önce Yuvacık'da yeşille, doğayla hasret giderdik. Ardından Mudurnu'ya geçip biraz nostalji yaptık, eski dönemlerde kısa bir tur attık sanki. Ve Göynük'de maceraya doyduk. Dönüş yolunda Bolu'da bir köye uğrayıp mantar avcılığına çıktık ve burada keyifli bir nokta koyduk tatilimize.













Devamını okuyun...>>

Nostaljik Bir Konaklama, Fuatbeyler Konağı



Bir takım sebeplerden ötürü yazamadığım o kadar yazı var ki! Onlardan biri de geçen bayram tatilimiz. Üç günde üç belde (Yuvacık, Mudurnu, Göynük) gezdik ve Mudurnu'daki bu konakta konakladık. Çok hoşuma gitmiş olmalı ki o kadar ara verdikten sonra bu konak ile başladım yazmaya. Haydi başlayalım tura. Bu arada üç beldenin yazısını yakın zamanda ayrı bir postta paylaşacağım.







Devamını okuyun...>>

Hey Gidi Montessori


Hey gidi Montessori! Aklın yolu bir değil mi! Bu eğitim metodu ile tanıştığım dönemde Montessori öğretmeni kuzenim "Senin içine Montessori kaçmış!" deyince bana ne sevinmiştim! Bence onunla aklımızın yollarını birleştiren şey kitabın üzerinde yazan "Bana kendi kendime yapmayı öğret!" ifadesi ile ilgili. İlkokul 1. sınıftayken ablam da aynı okulda 5.sınıfa gidiyordu ve ben ders sonu zili çalınca nasıl toparlanıp da fırlıyordum dışarı eve gitmek için görmeniz lazımdı! Derdim Basınköy'den E-5'i üst geçitle geçip ablama yakalanmadan Cennet'teki evimize tek başıma gitmekti. Bunun için hergün mücadele veriyordum. Kendi kendime gidebildiğimi görene kadar ben önde o arkada koşmaca şeklinde devam etmişti o günler. Bir şeyi kendin yapmanın, başarmanın hazzı o kadar büyük ki bazen maalesef biz büyükler sabırsızlık edip bu hazzı yavrularımızın elinden almaya çalışıyoruz. Çocuklarımız bir süre mücadele edip ısrarla bir şeyleri kendileri yapmaya çalışıyor, sonra vazgeçip teslim oluyorlar büyüklerine, kendi işlerini ya da onları hayata hazırlayacak, özgüven kazanmalarını sağlayacak işleri  başkalarının yapmasına. Kızımda çaba sarf etmeden uyguladığım şey duymaktan hiç hoşlanmadığım yapamazsın, düşürürsün, düşersin gibi gelişmin önünü kesecek sözlerden kaçınmak ve ona, yapmak istediği şeylerde en azından denemesi için fırsat vermek ve bu süreci tabi ki sakinlikle ve sabırla izlemek. Birine zor gelen bir şeyin başkasına da zor gelmesi gerektiğini oldum olası anlamamışımdır. Belki o sadece ona, buna, sana göre zor, ne belli! Hem denemekten ne çıkar, belki bir oluru vardır. Betül'ün okulu Gymboree'deki bir psikolog söyleşisinde, psikolog hanımın bu konu ile ilgili söylediği çok güzel bir söz vardı. Geçiçi çözümleriniz korse gibidir. O an için iş görür ama çözüm değildir. Bir gün mutlaka patlar :) 

Devamını okuyun...>>

Hangisi Farklı?


Bez bir çantaya sağdan soldan topladığımız birçok obje koyup oturduk oyun halımıza. Grup grup çıkarıp yaydım halıya ve başladık hangisi farklı oyunumuzu oynamaya. Algıdan mı yoksa gününde mi değildi bilmem matmazel çok ilgilenmedi farklı olanla. Daha çok objeleri inceledi sanki daha önce görmemiş gibi. Objelerin teker teker isimlerini söyleyip hangisinin adının farklı olduğunu ifade ettim ben yine de. Böylelikle tanışmış oldu matmazel "Hangisi Farklı" oyunuyla.




Devamını okuyun...>>

Küçük Ayşe Safaride!


Kızımla sayı çubukları ile oyun halımız üzerinde başlayan oyunumuz doğaçlama gelişerek safariye kadar geldi. Önce birinci sınıfların kullandığı sayı çubuklarını renk renk ayırıp tuzluğa atma ile başladı oyunumuz. Matmazeli pek sarmadı bu oyun, onu hemen çubuklardan resim yapmaya çevirdik. Önce ev yaptık. O sırada matmazel çubukları alt alta dizince ben de hadi yol yapalım dedim. Sonra aklıma küçük arabası geldi o yoldan onu geçirelim diye ve sonra da o yolun etrafına bir şeyler koymak... Ve böylece hayvanlar ve Küçük Ayşe çıktı sahneye.

Devamını okuyun...>>

Hasta Çocukla İletişim

Kanser gibi tedavisi süreç ve sabır gerektiren zor hastalıklarda çocuklarımızı  iyileştirmeye çalışırken onlar bu süreçten psikolojik olarak olumsuz etkilenebiliyorlar. Eğer küçüklerse farkında bile olmadan verdikleri bu savaşta bilinçaltına itilen, sonraları farklı korkularla yüzüstüne çıkan sıkıntılar yaşayabiliyorlar. İşte bu savaşta onları yalnız bırakmamak, destek olmak ve bilinçaltına mümkün olduğunca az şey atmak için yapılabilecekler ile ilgili Doğan Cüceloğlu'nun ve Uzm. Gelişim Psikoloğu Deniz Özkılıç'ın tavsiyelerini hasta çocuk aileleri ile paylaşmak istedim. Yapılacak ilk şey çocuğa kesinlikle acıyarak, acı dolu gözlerle bakmamakmış. Bizim tahmin edemediğimiz kadar her şeyin farkında olan küçük çocuklarımıza tedavi devam ederken durumu onlara nasıl izah edeceğimiz de önemli olan bir diğer konu. Farklı kıyafetler içindeki tanımadıkları bir çok kişi arasında kalan yavrularımıza acı vermeyen bir müdahale dahi yapılsa annelerinin kucaklarından alınmak travmatik olmaya yetebiliyor. Bununla ilgili çocuğun bilmesi gereken ilk şey kesinlikle olay başlamadan kısa bir süre önce çocuğa az sonra başına gelecekleri basit kelimelerle ve pozitif bir ifade ile anlatmakmış.

Devamını okuyun...>>