Eskişehir'in Güzide Parkları: Şelale Park, Kent Park, Sazova Park


Parklar bir şehrin refah düzeyini gösteren unsurlardan biridir. Eşkişehir'de durumun nasıl olduğunu merak ediyor ve Şelale Park ile Eskişehir’in parklarını görmeye başlıyorum. Şelale Park’a gezinin ilk günü, Odunpazarı gezisinin akabinde çıkıyorum. Çıkıyorum dedim çünkü park Eskişehir’e tepeden bakan bir yere konumlandırılmış. Navigasyondan mesafeyi kontrol edip yürüyebileceğime kanaat getiriyorum.  Parkın şehri üstten gördüğünü bildiğim için yokuş çıkmaya zihinsel olarak hazırım. Sadece hava kararmaya döndüğü için dönüş senaryoları geçiyor aklımdan. 



Aşağıda göreceğiniz yerel halkın yaşadığı, gündelik hayatın içinden, çoğu bakımsız ama güzel evler arasından yürüyorum. Buralara da el atıldığında şehrin nasıl güzel olacağını düşünemiyorum.  

Şu hissiyatı yüksek, kimler geldi kimler geçti, neler neler yaşandı, bu duvarlar nelere şahitlik etti kimbilir dedirten evleri, bu güzel evleri selamlayıp geçiyorum.


Aralara dalmayı seviyorum.

Nasıl canlı renklere boyamışlar, aslında bu renk tercihlerini yapan insanları da evleri gibi tanımak isterdim...


Eskişehir’i güzel yapan şey, zevkli birinin evini döşemesi gibi, birinin şehri döşemiş hissettirmesi. Pek çok şeyde estetik zarif bir dokunuş var  tıpkı bu çeşmede olduğu gibi.  

Nihayet parkın girişine ulaşıyorum. Yukarıda beni ne beklediğini bilmediğim için burada ne kadar zaman geçireceğimi kestiremiyorum. Bu nedenle dönüş için bilgi toplamaya çalışıyorum. Parktan çıkan bir çift yukarıdan da çıkış kapısı olduğunu söylüyor. Parkın  giriş yaptığım bu kapısına yakın otobüs geçip geçmediğini soruyorum. Kapıdan aşağıya doğru bakınca sol tarafta bir otobüs durağı kulübesini işaret ediyor ve oradan otobüse binebileceğim bilgisi paylaşıyor.  Tamam  dönüş taslağı kafamda şekillendiği için artık yukarı rahat rahat çıkabilirim.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden demiş şair. O da yokuş yukarı mı yürümüştü ki acaba benim gibi... İçimde bu dizelerin sesini duyuyorum :)




Gerçekten de yazıldığı kadar varmış. 38 bin metrekarelik bir alana yayılan bu parkın merdivenlerini aşınca yukarıda beni harika bir Eskişehir manzarası karşılıyor. Yorgunluğuma değdi dedirtiyor bu seyir keyfi. 

1400 metrekarelik yapay şelale sanırım mevsim nedeniyle boş. Sıcak yaz günlerini düşünüyorum da hem bu yükseklikteki hava hem ışıklar altındaki Eskişehir  hem de şelale deneyimleyene harika bir etki bırakır.   Yaz akşamlarını merak ediyorum. 

Şelalenin yanında temek yemek ve bir şeyler içmek için mekanlar var. 




Eskişehir’de hemen her şeyle karşılaşabilirsiniz, bir imparator penguenle  bile… 

Çocuklar unutulmamış,  Küçük Ayşe gelseydi kaydırağa doğru heyecanla koşuyor olurdu  

Tepede bir yeldeğirmeni ve ona savaş açan Donkişot, Sancho Panza ile karşılaşıyorum. Ve yel değirmenleriyle savaşanları anarak bir hatıra fotoğrafı alıyorum :)





Dönüş vakti geliyor ve tepeden merkeze inerken yolun kenarındaki mezarlıktaki bu mezartaşı yazısı çarpıyor gözüme.  



Tepeden aşağıya inmek daha az yorucu olduğu için aşağı inmem daha kısa sürüyor.


Karanlık çökmeden aşağıdayım … 


Parklardaki ikinci durağımız Kent Park artık geç olduğu için ertesi güne kalıyor. Kent Park otogara çok yakın. Hem otopark tarafından ana girişi hem de diğer yönden gelenler için bir arka giriş var. Buraya ulaşım 1 veya 4 numaralı tramvay ile yapılabilir. Dikkat edin, otogar yönüne gidiyor olmalısınız. Ben günlük yaşamı keşfetmek istediğim için yürüyerek geldim Odunpazarı’ndan. Parka arka kapıdan giriş yaptım dolayısıyla. Görseldeki kapı otogar tarafından ön giriş kapısı.  

Park oldukça bakımlı, peyzaj güzel ve en önemlisi bunun korunması.

Çevre psikolojisinde restoratif çevre denilen bir ifade var. Restoratif çevre bireyin duygusal ve zihinsel yorgunluğunu azalan, strese dayanıklılığını artıran, yeniden enerji ve dikkat kazandıran doğal ortamlara deniliyor. Saksıdaki birkiler duvarlarımıza astığımız doğa resimleri için de mikro restoratif çevre diyebiliriz. 

Parkın içinde kumu denizden getirilen bir de plaj yapılmış. Alaaddin misali dile benden ne dilersen vatandaş der gibi bir çözüm.

Belediyenin sayfasından aldığım sezondaki halini gösteren fotoğraf şöyle:

Gerçekten tebrik ediyorum, tam düğme iliklemelik bir proje olmuş  


Sanat ve estetik parkta ve Eskişehir’de her yerde…

Buraları bir baharda bir de yazın o en hareketli, coşkulu olduğu zamanlar görmeli…


Gezimizdeki bir diğer parkımız Sazova Park1 ve 4 numaralı tramvaydan Atatürk lisesinin orada inip  11,17,31 numaralı otobüslerle Sazova Park’a gelebilirsiniz. 17 numaralı otobüs ekspres hatmış ve son durak parkın karşı tarafında, stada doğru olan sokağın girişinde. Yarım saatte bir sefer varmış ve tam saati 5 ve bir de 35 geçe kalkıyormuş. Sefer saatlerinin siz yazıyı okuduğunuzda değişmiş olabileceğini lütfen aklınızda tutun ve inerken şöförden teyit edin.

Görkemli giriş kapısından giriyorum parka.  Artık nihayet parktayım.  

7-8 yıl önce geldiğimde içindeki tematik yapıları gezmiştim. Şimdi vakit az da olsa  tekrar hatırlamak ve yıllar içindeki değişimini gözlemlemek için geldim.  Burayı hakkını vererek gezmek ve tadını çıkarmak için ilk kez geleceklere bir tam gün ayırmalarını tavsiye ederim.

Park 2008 yılında açılmış. 400 bin metrekare alan üzerinde kurulu. Öncesinde ziraat fakültesinin boş arazisiymiş. Öncelikle benim gibi merak edenler için şu bilgiyi de paylaşayım  parkın adı içinde bulunduğu mahallenin adıymış. Parkın resmi adı Sazova Bilim, Kültür, sanat parkı ama halk daha çok Sazova Parkı diye andığından parkın adı bu şekilde kullanılıyor.

Parkın içindeki merkezlerden bazıları şöyle:  Masal Şatosu, Korsan Gemiş, Bilim Deney Merkzi, Sabancı Uzayevi, Hayvanat Bahçesi ve Eti Su Altı Dünyası. Belediyenin sitesinden gördüğüm fotoğraflar buranın yazın tam şenlikli olduğunu gösteriyor. Hem o atmosferi yaşamak hem de bu tematik alanların görmediklerimi de gezmek için bir başka gezi daha planlamalı.  

Atıştırmalık alınabilecek büfeler var. 

Ziyaretçilere bu parkı yaklaşık 15 dakikada gezdiren bir tren var. Bu tren eskiden fabrika işçilerinin ulaşımını sağlıyormuş, şimdiyse ziyaretçilere nostaljik bir hizmet veriyor.  30 dakikada bir kalkıyormuş ve biletleri gişeden alınıyormuş. Bayram nedeniyle oluşan yoğunluk ve benim vaktim azlığımdan tren bileti alamıyor haydi tabanlara kuvvet Ayşe diyorum ve parkı hızlıca geziyorum.




Eskişehir’in sembollerinden biri olan Masal Şatosu karşıdan gösteriyor kendini. Şatonun kuleleri ile ilgili ilginç bilgiler var . Biraz daha yaklaşınca paylaşayım :)


Gölet 25 bin metrekare olup su sporları için tasarlanmış.


Her bir kule bir yapıdaki kuleden ilham alınarak tasarlanmış. Afişi görmeseydim düşünemezdim bunu.  


Etrafta bir şeyler yiyip içmek için mekanlar var.




İki günde yaklaşık 54 bin adım atıp hem ruhsal hem fiziksel iyilik halime katkı yapmış olmanın mutluluğu ile bir başka gezi için motivasyonla doluyorum. 


Kaynaklar: https://www.eskisehir.bel.tr/sayfalar.php?sayfalar_id=57&ved=2ahUKEwiKk7PBwraTAxVaB9sEHf6EGWoQgU96BAgXEAQ


Hiç yorum yok: