Bolşoy'un da Benim de Sezon Finalim: Die Fledermaus

Ben şu Die Fledermaus'tan bir şey anladıysam Arap olayım. Bu kadar açık. Bu operaya, diğer operalarda da yaptığım gibi internetten hikayesini araştırıp gidiyorum.  Daha önce okuduklarımdan farklı olarak operanın Bolşoy uyarlamasında, olay bir gemide geçiyor. Operanın konusu şöyle: Perde açıldığında yolcularını alan gemiye herkes süslenmiş püslenmiş binerken salaş bir delikanlı gizlice binmeye çalışır. Zengin ve evli sevgilisi Rosalinda, ona yardım eder ve gizlice alır onu gemiye. Rosalinda'nın hizmetçisi davet edildiği akşamki prensin balosuna gitmeyi çok istemektedir ve hanımına teyzesinin hasta olduğu yalanını söyleyip izin alır.

Bu arada yazıyı bir tıkla başlatacağınız aşağıdaki müzikle okumanızı tavsiye ederim. İlk on beş saniyesi biraz sert ama sonra yumuşuyor ve ikinci dakikanın sonlarında benim de çok sevdiğim daha çok bilinen kısmı başlıyor.  







Hikayeye dönersek Rosalinda'nın kocasının,  hakaret davasında avukatının beceriksizliği yüzünden almış olduğu ceza nedeniyle sekiz günlük hapislik bir durumu vardır. Kocasının arkadaşı kamarasına gelir ve kocasını  prensin akşamki balosuna davet eder. Kocasının ayrılmasının ardından Rosalinda, sevgilisini kamarasına alır. Cezaevi müdürü Frank, Rosalinda'nın kocasını tutuklamak üzere geldiğinde sevgilisini görür, onu kocası sanar ve tutuklar. Bu arada oyunda komedi unsurları var, ciddi bir oyun değil. Akşam olur balo başlar. Bu balo aslında Falke'yi  üzerinde yarasa kıyafetleri ile  sarhoş bir halde, sırf ertesi gün alay etmek için şehir merkezinde bırakan Rosalinda'nın kocasından öç almak için prensin bilgisi dahilinde düzenlemiştir. Rosalinda, hizmetçisi Adele ve cezaevi müdürü baloya Falke tarafından davet edilmiştir ve Falke'nin ve prensin de bildiği üzere gerçek kimlikleri ile katılmazlar baloya. Hizmetçi Adele baloya gelir ve kendisini bir aktris olarak tanıtır. Geceye yüzünde sürekli maske taşıyan gizemli bir Macar kontesi katılır. Aslında bu Rosalinda'dan başkası değildir. Kocası, Rosalinda'yı ve hizmetçiyi tanımaz. Şampanyalar patlar, eğlence başlar. Cüretkar dansçı kızlar gelir ve şampanya havuzunda dans ederler. Sonra prens Rosalinda'nın ve Adele'in gerçek kimliğini açıklar ve kocası rezil olur. Falke, onun böyle aptal durumuna düşmesinden çok keyiflenir ve operaya adını veren yarasa kıyafeti ile sarhoş olarak bırakılmış olmanın öcünü alır. Bu arada fırtına çıkar gemi batar. Sanatçılar can yelekleri ile sahnenin bir alt basamağından sahneye çıkarak kurtulurlar.


Üç perdelik operanın konusu iyi hoş da sen bunun neresini anlamadın diyeceksiniz belki şimdi. Açıklayayım efendim. Alman Johann Strauss tarafından bestelenen bu opera, Almanca yazılmış. "Die Fledermaus" adı Almancada "yarasa" anlamına geliyor. Sahnede aryalar Almanca söyleniyor. Ekranda ise  Rusça tercümesi yapılıyor. İşin beni Araba benzeten tarafı, şimdiye kadar hiç şahit olmadığım bir şey. Aryaların ekrandaki tercümesine ek olarak  Rusça simültane çevirisi yapılıyor biri bayan, biri erkek iki kişi tarafından. İşin daha da kötü yanı bu sesli çeviri yüzünden sanatçılar aryaları kısık sesle söylüyorlar çevirmenleri bastırmamak için. Asıl önemli olan, yani sanatçının gücünü, sanatını gösteren şey, yani sesi fonda zar zor duyuluyor. Bir diğer kötü nokta ise erkekleri bir kişi, kadınları bir kişi çeviriyor. Hemcinsler arasında geçen ikili dialoglarda bu kabus gibi oluyor. Zaten ekranda Rusça çeviri yazılı bu sesli çeviri de neyin nesi oluyor hiç anlam veremiyorum. Belki üstelik çeviri olmasa liseden, üniversiteden kalma Almancamla belki bir iki şey anlar daha çok eğlenirdim. Bestesi çok güzel olan bir operanın nasıl bu kadar kötü hale getirildiğine hem de bunun Bolşoy'da yapıldığına inanın ben hiç inanamadım. Keşke orada sadece orkestra çalsaydı da biz koltuklarımıza gömülüp biri Rusça, biri Almanca  üst üste konuşan sesler olmadan sadece bu güzel müziği dinleyebilseydik.

Üzgünüm ama nihayet diyorum, nihayet oyun bitiyor ve selama geçiliyor ve ben demek böyle bir şey de varmış ama umarım bir daha olmaz ve bana denk gelmez deyip kutu gibi evimin yolunu tutuyorum.





Siyah elbiseli Rosalinda, pembe elbiseli olan ise hizmetçi Adele.







Bu yazıyı bitirip üzerinden geçerken aklıma bir şey geldi. Acaba bu simültane çeviri işi görme özürlü Rus vatandaşlar için mi yapılmış yoksa! Eğer öyle ise tüm eleştirilerimi geri alıyor ve Bolşoy'a özürlerimi sunuyorum.

Bolşoy Tiyatrosu ile ilgili diğer yazılarım:

0 yorum: