Hoşgeldin 2068, Hoşgeldin Nepal Yeni Yılı!


Ayşe'nin Gazetesi bugün de Nepal'in 2068 yılının gelişini kutlama şenliklerinde. Aman bir renkli gün ki sormayın! Günün renklenmesinin nedeni üzerimdeki bu "Sari". Geleneksel kıyafeti olmayan birinin bu kıyafeti giymesi pek alışıldık bir şey olmayacak ki insanlar şaşırmama neden olacak kadar pek bir ilgi gösteriyor. Haydi başlayayım bu güzel günü baştan anlatmaya...
Hintli bir arkadaşıma daha önce geleneksel kıyafetleri olan sariyi çok beğendiğimi ve denemek istediğimi söylemiştim. Bunu unutmayan arkadaşım Nepal günü öncesinde bana sarisini getirmeyi teklif ediyor ve ben de bu teklife balıklama dalıyorum. Buluşup biraz erken varıyoruz kutlamanın yapılacağı Nepal Büyükelçisi'nin konutuna.


İnsanlar gelmeye başlamış bile ama benim bu insanların arasına karışmadan önce yapmam gereken bir şey var.


Hintli arkadaşım ile tuvalette alıyoruz soluğu. Ben sarinin altından pot durmasın diye incecik penye bir elbise giymiştim. Sadece kemerimi çıkarıyorum. Ama arkadaşım biraz darlanıyor bu ne böyle olur mu çıkar elbiseni diye. İyi bakalım çıkaralım, ne yapalım artık, o kadar getirmiş sözünü dinleyeceğiz.  O tüm kostümü giymemi istediğinden onların yaptığı gibi atletimi de çıkarmamı istiyor. Bu arada arkadaşım aşağıdaki resimlerde göreceğiniz üzere XL beden giyiyor, ben ise S beden. Zaten üzerimde emanet gibi duran bu kostüm için bu teklifi şirinlikle geri çeviriyorum. O kadar da değil :))) 
Neyse bu sari için öncelikle resimde görüldüğü gibi alttan giyilen mini bir bluz ve etek var. Normalde bluz kolları ve vücudu sarmalı ama ben de bir parça(!) sarmıyor. Yakayı iğnelerle toplayıp sıkıştırıyoruz. Neyse olsun o da olur ne olacak, kırk yılda bir sari giyme fırsatı bulmuşum, kim takar değil mi!


Sonra kumaşı (sanırım sekiz metre demişti, yazı biraz gecikince bilgiden tam emin olamadım) belimin etrafında bir kez sarıp kalan kısmını yaklaşık on santim genişliğinde katlıyor. Üst üste bir sürü kat oluyor pile gibi. Sonra onu belime sokuşturup kumaşın ucunu alıp boynumdan doluyor. Tabi benim sari bana büyük geldiğinden potluklar belli olmasın kötü durmasın diye kumaş ile iyice sarıp sarmalıyor. Bu arada o çizmeler ne öyle hiç olmamış. Keşke altına uygun babet getirseymişim. 


İnsanların bir yandan da kullandığı küçük tuvalette her adımı rahat rahat çekemediğimiz için işte sariyi giymenin daha detaylı  adımları.


Ve artık hazırım. Hazırım ama salona dalıp muhabirlik yapmaya değil. Çünkü giyinip çıkar çıkmaz insanların şaşırmış ama hoşlarına giden tepkileri ile karşılaşıyorum. Bir anda fotoğraflarımı çekmeye başlıyorlar. Öyle ki yanıma gelip beraber fotoğraf çektirmek isteyenler bile var. İşin ilginç ya da komik yanı kendi geleneksel kıyafeti olanlar çok daha güzel sariler giymelerine rağmen ne hikmetse o kadar ilgi çekmiyor. Sanırım başka bir milletten birinin kıyafeti giyip salınması, insanların daha çok ilgisini çekiyor.


Soldaki bayan bana sarisini getirme inceliğinde bulunan Hintli arkadaşım. Sağdaki ise Nepalli.Ne kadar güzel bir sarisi var öyle değil mi?





Belki de bir on beş dakika süren fotoğraf faslından sonra serbest dolaşmaya, işimi yapmaya başlıyorum. Etraf geleneksel Nepal objeleri ile dolu. İşte bir kaçı...









Ve artık eğlence zamanı geliyor. Hoşgeldin 2068 !!!!


Nepal takvimi, Nepal de dini ve sivil amaçlar için kullanılan bir güneş takvimiymiş. Yıl genellikle 14 Nisan civarı başlarmış bu takvimde ve bizim takvimden 56 yıl, 8,5 ay da ilerideymiş. Ayların uzunluğu önceden belirlenmiş değilmiş ve yıldan yıla 29 gün ila 32 gün arasında değişiyormuş.


Araştırmacı gazeteci kimliğimle oturmayıp sahnenin yanından gösteriyi takip ederken sarili bir hanım yanıma gelip bana soruyor, "Nepalli misiniz?" diye. Ben yooo derken o da zeten bize pek benzemiyorsunuz deyince kıyafete olan ilgimi ve merakımı anlatıyor ve Türk olduğumu söylüyorum. Hoşuna gidiyor ve ayrılıyor yanımdan.


Nepal Büyükelçisi'nin eşinin konuşmasıyla başlıyor program.


Önce bir Nepal tanıtım videosu izlettiriliyor. Bu yıl Nepal'in turizm yılıymış. Belki bu kutlama da bu nedenle bu kadar önemsenmiş.


Eğer Nepal'i tanıtan bu videoyu ya da aşağıdaki programdan aldığım görüntüleri izlemek isterseniz tabi hala bitmemişse Nepal'de turistler tarafından en çok sevilen ve Nepal'de nereye giderseniz orada duymanızın muhtemel olduğu söylenen "Resham Firiri" isimli bu şarkıya aşağıdaki butondan son verebilirsiniz.







Tanıtımda Nepal ile ilgili bildiğim şeylere yeni şeyler de ekliyorum. Çin ile Hindistan arasında kalan bu ülke tabi ki ilk olarak dünyanın en yüksek dağı olan Everest Tepesi ile anılıyor. Üstelik yüksek olan sadece Everest değil, dünyanın en yüksek 14 tepesinin 8'i Nepal'deymiş. Dünyanın çatısı desem abartmış olmam öyle değil mi? Ayrıca topraklarının % 39'u ormanlardan oluşuyormuş ve bunların %23'ü koruma altındaymış. Orman bu kadar çok olunca doğal olarak kuş çeşidi de fazla oluyor sanırım. 848 kuş, 500 kadar da kelebek, 300 den fazla da çiçek çeşidi varmış. Son derece farklı manzaralara sahip olmasının yanında bengay kaplanı, tek boynuzlu gergedan  ve diğer türler ile vahşi hayatın da var olduğu  bir ülkeymiş.
Nüfusu 29 milyon olan bu ülkede 103 etnik grup varmış ve çeşitlilik bu kadar olunca 92 dil ve lehçe konuşuluyormuş bu topraklarda. Bunların yanında kültürel hazinesine de diyecek yok. 3000'in üzerinde tapınağı, 1200 manastırı, 4 dünya kültür misrası, Katmandu Vadisi'nde 7 Unesco anıtı ile dünyanın gerçekten görülmesi gereken bir köşesi. Tanıtım vidyosunda Nepal'de neredeyse evlerin sayısı  kadar tapınak ve insanların sayısı kadar da tanrı olduğundan bahsediliyor nasıl bir inanışsa artık! Bir de buna Nepal'de yıldaki gün sayısından çok festival olduğunu ekleyin. Ne ülke ama! Çok ilginç. Hergün kutlayacak ne buluyorlarsa, oldukça merak uyandırıcı. Ayrıca üzerinde durulması gereken diğer bir konu, Kumari dedikleri kişinin(daha doğrusu çocuğun) dünyanın yaşayan tek tanrıçası olduğunu düşünüyorlarmış. Yazık garibin psikolojisi nasıldır kimbilir! Lady Gaga, 25 yaşında popun yıldızı olmanın sorumluluğunu taşıyamadığını, her sabah kendini buna inandırmak ve öyle davranmak için savaş verdiğini anlatırken bu zatın, daha doğrusu çocuğun (gösterilen resimdeki bir çocuk) yaşadığı şeyleri merak ettim.  
Nepal'in başkenti Katmandu tapınakların ve şıngırdayan çanların, Patan güzel sanatların, Pashupatinath Nepal'in en kutsal hindu tapınaklarının, Bhaktapur ise adanmışların şehri olarak anılıyormuş. Lord Ram ile o da kimse artık tanrıça Sita ile evlendiği tapınak olan Janaki Tapınağı da yine Nepal'deymiş. Diğer önemli tapınaklarından bazıları; bulutların üstündeki Muktinath ve dilek tanrıçasının tapınağı, Manakamana'mış. Ayrıca Nepal, Budda'nın da doğum yeriymiş. Nepal bütün bu kültürel ve doğal güzelliklerinin yanında ekstrem doğa sporlarının tutkunları için de doğru adresmiş. Dağcılık, bungy jumping, trekking, rafting, kayaking, canyoning, dağ bisikleti, kaya tırmanışı, fil polosu, hafif uçak uçuşu, yamaç paraşütü, golf aman işte bir sürü spor, yaz yaz bitmiyor.







Nepal'e gitme isteğimi depreştiren sunumun ardından program farklı bir modda ilerliyor. Güney Asya Pasifik Kadınlar Grubu'nun üyelerinden oluşan bir grubun küçük bir konseri var sırada. Geleneksel Rus halk şarkılarından Kakalin Kamaya ile başlıyorlar küçük konserlerine. 









Ve bir halk dansı. Kızın peşisıra takılıp yapasım geliyor ne yalan söyleyeyim. Basit hareketler ama değil mi?









En eğlenceli kısımlarından biri yine Güney Asya Pasifik Kadınlar Grubu'ndan bir grup hanımın hazırladığı bu şov. Gösterideki favorimin kim olduğu açıkça belli olacak sanırım kaydı izlerseniz. 









Bu beyzadenin sahneye çıkmasıyla bir alkış kopuyor ki sormayın. Belli ki bu genç neredeyse bir bana yabancı.  Ünlü bir Rus şarkıcı olduğunu düşünüyorum ama öyle olmadığını bir arkadaşımdan öğreniyorum. Kız bir de şaşırıyor "Moscow Today'in sunucusunu tanımıyor musun?" diye. Sesi de güzelmiş doğrusu, iyi söylüyor. Bir de öyle söylüyor ki sanırsınız gerçekten şarkıcı, öyle içten söylüyor! Şarkıcı olsaymış keşke :)









Meğer doğum günüymüş delikanlının, sürpriz bir doğum günü pastası getiriliyor ve hanımlar sırayla fotoğraf çektiriyorlar birlikte.


Şimdi sıra homini gırtlakta. Ben yine önce foto sonra yemek diyerek sona kalıyorum. Ama olsun ziyanı yok, damak tadıma çok uymuyor bu değişik baharatlı yemekler zaten.


Hah işte seni tanıdım. Hint gününde de karşılaşmıştık seninle. O maceramı unutmadım ve ucundan sacede bir kırtık alacağım. Hmm ı ıh olmadı. Yine hoşuma gitmedi! Kısmet ise gelir "Hint'ten Yemen'den, Kısmet Değilse Ne Gelir Elden" yazısında da belirttiğim gibi papad, Güney Asya mutfağında önemli yer tutuyormuş. Bu ince kıtırıkların yapılışı bölgeden bölgeye, aileden aileye değişiklik gösteriyormuş. Genel olarak undan ya da mercimek, nohut, siyah fasulye, pirinç ya da patatesten türetilen hamurdan yapılıyormuş. Hamur, fıstık yağı ve tuzla yapılıp sarımsak, kimyon, kırmızı biber, kara biber ile tatlandırılıyormuş ve pişirme sodası (neyse artık) ve sönmüş kireç ekleniyormuş. Hamur çok ince olarak dairesel açıldıktan sonra geleneksel olarak güneşte kurutuluyormuş ya da ateşte, yağda, mikrodalgada yani tercihe ve imkanlara göre pişiriliyor, yemeklerin  ya da dip sosların yanında servis ediliyormuş. İçinde kurutulmuş ama kavrulmamış köriler ve sebze preparatları varmış.

Papad
Bu bir çeşit baharatlı patates salatası ama bu salata ikinci çatalı alamadığım günün iki yemeğinden biri oluyor.

Aaluko Achar
Salatanın prezentasyonu süper, diyecek yok. Yapanın eline sağlık!

Yeşil Salata
Bu da yöresel baharatların kullanıldığı bir çeşit tavuk sote.
Chicken Gravy
Baharatlı bir barbunya yemeği...
Rajma
Kejulu pilav.
Pulaw
Soslu, baharatlı karnabahar yemeği...
Cauliflower
Bir et yemeği. Denemedim ama muhtemelen yine bol baharatlı...
Mutton
Bu yemeği balık diye güvenip yiyorum ama tatlı-ekşi sos da alışkın olmadığımdan damak tadıma hiç uymayan bir tat. Bu nedenle ikinci kaşığı alamadığım diğer yemek oluyor. Bu arada ben böyle diyorum ama etrafta böyle düşünen bir ben var gibiyim. Herkes çok iştahta yiyor tabaklarındakileri. Tek Türk olarak ya bizim damak tadımıza uymadı ya da ben biraz farklı, zıt tatlar konusunda muhafazakarım, artık hangisi bilemiyeceğim.
Sweet&Sour Fish
Saag adındaki bu yemek ıspanak, Nepal'de bolca bulunan hardal yaprağı veya diğer yeşilliklerle yapılabiliyormuş ve aslında Pakistan ve Hindistan'da yapılıyormuş daha çok. Sanki pazı sapına benziyor ama pazı Moskova'da ne gezer? ( Gezmez değil mi ben hiç görmedim de!) Ne yeşilliği olduğunu anlamadan bir kaç çatal yiyorum.
Saag
Tatlı standı Nepal'in mutfağının tatlı konusunda pek içerikli olmadığını düşündürtüyor bana. Belli ki bu eksikliği dondurmalarla kapatmak istemişler.

Ve işte günün sonunda yorgunluğunu bir tabak meçhul yemek ve bir kadeh mors (kızılcık şurubu) ile atan bendeniz. Kadehimi hepinizin mutluluğu, ağız tadı için kaldırıyorum. Neşeli kalın, mutlu kalın...


Not: Bu arada 14 Nisan'da yapılan bu organizasyonun yazısının yazılmasının bu kadar gecikip bugüne kalmasından dolayı üzgün olduğumu belirtmek isterim. Yani yakında yayınlanacak deyip yayınlayamadığımdan ötürü :))))

Kaynaklar:



4 yorum:

Çelebi dedi ki...

Ayşe, pembeyi de kıyafeti de çok yakıştırdım sana :))) Çok zarif ve güzelsin!!! Yazıyı da 4 gözle bekliyorum, başlık çok ilginç!!!

Ayşe'nin Gazetesi dedi ki...

Benaycım çok teşekkür ederim, yüzüme kocaman bir gülücük kondurdun:)))

Noni dedi ki...

Sari sana çok yakışmış canım ben de orda olsaydım senle bir fotoğraf çektirmek isterdim ;)

Ayşe'nin Gazetesi dedi ki...

Çok teşekkür ederim Nonicim. Fotoğraf demişken biz dün nasıl fotoğraf çekmeyi unuttuk ya, öyle güzel bir günü ölümsüzleştirmeyi, tüh bak şimdi üzüldüm :(((